Telefon
Menü

İhracatçılar Sınırda Karbon Vergisi Ödeyecek mi?

  • Ana Sayfa
  • Blog
  • İhracatçılar Sınırda Karbon Vergisi Ödeyecek mi?

CASEM GRUP, olarak gündemi takip edip, derlediğimiz bilgileri sizlere iletmeye devam ediyoruz. Bu haftaki gündem 01 Ekim 2023 tarihinde devreye gireceği açıklanan, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması, kısa adı SKDM!

Yeşil Dönüşüm – Karbon Ayak İzi – Sıfır Karbon – Sürdürülebilirlik

İklim krizi artık görmezden gelemeyeceğimiz kadar büyük bir sorun ve göz ardı edemeyeceğimiz kadar da yakınımızda. Bu konuyla ilgili herkesin hassasiyet seviyesi ve konuya yaklaşımı farklılık göstermekle birlikte tamamen sürdürülebilir yaşama geçme çabası olanların sayısı da gün geçtikçe artmakta.

Başlıkta belirttiğimiz terimler, son aylarda gerek sanayi odalarının duyurularında, gerek görsel medyada, gerek eğitim duyurularında, gerekse marka reklam ve sloganlarında sık sık karşımıza çıkan sloganlar. Her telden bir söz geliyor karşımıza. Gelen bilgilerin hangileri doğru, hangileri gerçekten uygulanacak, hangileri bizi ilgilendirir ayırmak güç. Sizler için güvenilir kaynakları inceledik, sınırda kabon düzenleme mekanizmasını en basit haliyle anlatmaya çalıştık.

Green Washing Ne Demek? Neden Dikkat Etmeliyiz?

Kökeni, politik anlamda kullanılan “Whitewashing” kavramından türeyen ve ilk defa 1999 yılında “Greenwash” olarak Oxford sözlüklerinde yer alan kavram, çevreye karşı duyarlılık gösteriyormuş gibi toplumsal bir imaj yaratmak isteyen kurumların yaptıkları yanlış ve yanıltıcı bilgilendirme olarak tanımlanmıştır. Greenwashing kavramının Türkçe karşılığı “yeşil yıkama ya da yeşil boyama” olsa da anlamını tam olarak karşılayan çevirisi “yeşil aklama”dır. Yeşil aklama kısaca, bir kuruluş tarafından çevreye karşı sorumlu bir imaj yaratmak için yanlış veya eksik bilgilerin sunulmasıdır. Daha uzun tanımlayacak olursak: Bir ürünün, markanın ya da kurumun çevreciymiş gibi sunulması, asılsız çevreci iddialarla yanıltıcı reklamların yapılması, bu iddiaların pazarlama iletişimi faaliyetlerinde ve hatta ürün ambalajlarında yer alması ise yeşil aklama olarak ifade edilmektedir.

Yukarıdaki tanımlar doğrultusunda, markaların son günlerde kullanmış oldukları, sürdürülebilirlik, sıfır karbon, nötr karbon, karbonsuz ürün gibi sloganlara inanmadan önce, markayı ve ürünü iyice araştırmamız gerekmektedir. Bizler gibi, araştıranlarından olduğunu unutmayıp, marka ve ürünlerimize bu sloganları koymadan önce kanıtlarını oluşturmamız gerekmektedir. Satış faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla, alanında uzman olmayan bir çok kişinin üreticilere gereksiz sertifikalar satma mücadelesine üzülerek izlemekteyiz.

Avrupa Birliği (AB) Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Nedir?

2005’te uygulamaya konulan Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS), karbondioksit (CO2) ve diğer sera gazları salımına yönelik dünyanın uluslararası şirket düzeyindeki ilk ‘üst sınır ve ticaret’ tahsisat sistemidir. Temiz Kalkınma Mekanizması ve Ortak Uygulama gibi Kyoto Protokolü kapsamında kurulan yenilikçi mekanizmalara dayanan AB ETS, uluslararası karbon piyasasının gelişmesinde öncü rol oynamaktadır.

AB ETS Nasıl Çalışır?

AB ETS kapsamındaki enerji santralleri, imalat yapan fabrikalar ve havacılık sektörüne, salınabilecek toplam sera gazı hacminde bir ‘üst sınır’ konulmuştur. Bu sınır, Emisyon Tahsisatı olarak pay edilerek önce ülkelerin yetkili birimlerine, oradan da firmalara dağıtılır. Sahip olunan 1 Emisyon Tahsisatına karşılık firmalar, 1 Ton CO2 salım hakkını elde etmiş olurlar.1 Aralık 2022 itibarıyla 1 Emisyon Tahsisatının fiyatı 85,22 avrodur. 2022 yılı için ayrılan toplam Emisyon Tahsisatı 1.449.214.182 olarak belirlenmiştir. Geçen yıl aynı dönemde tahsisatın 1. 578.772.426 olması, yıllık toplamda yaklaşık 130 milyon ton CO2 emisyon azaltımına gidildiğini göstermektedir.Tahsisatlar, ülkelerin yetkili birimleri tarafından ücretsiz veya ücretli olarak verilmektedir. Ücretli olarak verilen tahsisat gelirleri Üye Devletlerin bütçelerine aktarılmakta ve gelirlerin en az %50’sinin, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliğinin artırılması ve emisyon azaltımı gibi alanlarda harcaması gerekmektedir.Her yılın sonunda, düzenlemeye tabi kuruluşlar, tüm emisyonlarını karşılamaya yetecek kadar tahsisata sahip olmalıdır. Bu koşulu sağlamayan şirketler 1 ton CO2 başına 100 avro ile cezalandırılmaktadır.

Karbon Kaçağı Nedir?

2022 itibarıyla, Emisyon Tahsisatının firmalara yüksek maliyetler getirmesi ve bu durumun bazı sektörlerde karbon kaçağı oluşturmasına önlem almak amacıyla AB ETS, firmalara Emisyon Tahsisatlarının bir kısmını ücretsiz olarak vermektedir. Karbon kaçağı, terminolojide bir firmanın emisyondan kaynaklanan maliyetlerden kaçınmak için yatırımlarını başka ülkelere taşıması veya iklim hedefi olmayan ülkelerden yapılan ithalatın artması anlamına gelmektedir. AB’ nin ETS sistemini getirmek ve uygulamaktaki temel ısrarı, karbon vergisi ve iklim politikaları nedeniyle AB içersinde üretim maliyetlerinin yükselmesi, yüksek maliyetler nedeniyle üreticilerin, karbon vergisi olmayan ve sıkı çevre denetimi olmayan ülkelere imalatın kaçısını engellemektir.

Örnek olarak, AB ülkelerinde üretim yapan bir imalatçının; karbon vergileri, işçi sosyal hakları, çevre denetimleri gibi faktörlerden dolayı bir birim ürünün üretim maliyeti 10 Euro ise, aynı şartlardaki ürünün AB dışındaki üretim maliyet ise 5-6 Euro civarındadır. Bu şartlarda AB ülkelerinden kaçan imalatçılar, gittikleri ülkelerde imalat yaparak, ürünleri tekrar AB Ülkelerine satmaktadır. İşte tam olarak bu sisteme karbon kaçağı denmektedir. Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM), özetle AB ETS’deki Emisyon Tahsisatı fiyatı ile AB’ye ihracat yapan ülkedeki tahsisat fiyatı arasındaki farkın ödenmesi için AB’deki ithalatçılara karbon sertifikaları satın alma zorunluluğu getiriyor. Bu sebeple SKDM’nin tam kapasiteyle çalışır hale gelmesi ancak AB ETS’de gerçekleştirilen ücretsiz tahsisatların kaldırılmasıyla mümkün diyebiliriz.

Burada açıklanması gereken en önemli nokta şudur; AB‘deki ithalatçı firmalar karbon sertifikası almak zorundadır. AB ye İhracat yapan firmalar değil. Yani, ülkemizde Almanya’ya ihracat yapan bir imalatçı, karbon vergisi ödemek ya da karbon sertifikası almak zorunda değildir. Almanya’da bulunan müşterisinin karbon sertifikası almak zorunludur. Bu nedenle, örnek üzerinden gidersek, Almanya’da ithalat yapan şirket, en düşük karbon salınımına sahip şirketten satın alım yapmak isteyecektir.

SKDM için “geçiş dönemi” 1 Ekim 2023’te başlayacak. Geçiş döneminin uzunluğu, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından dile getirilen ticari rekabet endişelerini hafifletmek için ETS kapsamındaki ücretsiz tahsisatların aşamalı olarak kaldırılmasıyla bağlantılı olacak. Ücretsiz tahsisatların 2026-2034 yılları arasında tamamen kaldırılması hedefleniyor. Bu sebeple, CBAM’in mevcut kapsamıyla mali yükümlülük getirmesi 2034 yılına kadar gerçekleşmeyebilir. Bu süre zarfında SKDM’nin, DTÖ kurallarına uyumlu olarak AB ETS’de ücretsiz tahsisatların dağıtılmadığı sektörlere uygulanması bekleniyor.

Özetle;

1-Her üreticinin ya da markanın, sosyal medyada, TV reklamların da, tanıtıcı broşürlerinde vb platformlarda paylaştığı sıfır karbon, nötr karbon, sürdürülebilir, iklim dostu, çevreye uygun gibi sloganlara koşulsuz inanmayıp, bunu kanıtlayan belge olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Bizlerin bunu sorgulayacağımız gibi, hali hazırda sorgulayanların olduğunu unutmamamız, markamıza ya da ürünümüze slogan koymadan önce kanıtını hazır bulundurmamız önemli!

2- Yeşil Yıkama da anlattığımız gibi, sosyal medyada, çeşitli bloglarda yazılanlara direkt olarak inanıp, dereyi görmeden hamle yapmamıza gerek yok. Öyle bir zamanlama yapılmalı ki, ne çok erken ne çok geç. Tam kararında adım atmalı. Bu kararı doğru verebilmek için CASEM Grup ya da farklı marka danışmanlık şirketlerinden destek almak gerekir. Çünkü bizlerin işi tam olarak bu, gündemi takip edip, sorgulamak, kaynağından tam kanıtlı bilgiye ulaşmak.

3- Karbon vergisi uygulaması için, ilk olarak üretimimizin öncelikli sektörlerde olup olmadığını öğrenmemiz gerek. Biz değili isek dahi müşterilerimizin öncelikli sektörlerde olup olmadığını aynı şekilde araştırmalıyız. Sebebi ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, vergiyi biz değil AB Ülkesinden gelip bizden ürün alan müşterimiz ödeyecek. Haliyle kendi karbon yükünü hafifletmek için, en az karbon yükü olan tedarikçileri seçicek. Bu öncelik klasik maliyet denklemi değiştirecek! Örneğin, Ürün Alan bir İtalyan firması için ;Klasik Yöntem’deMaliyet = Ürün Fiyatı + Nakliye + Sigorta +vb ikenYeni Yöntem’deMaliyet = 1 Ton CO2 Vergisi +Ürün Fiyatı + Nakliye + Sigorta +vb olacak. İşletmenizi olası risklere korumak ve gelecekte daha rekabetçi kılmak adına size tavsiyemiz BİR BİLENE SORUN !

İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Ebülten
E-Bülten Aboneliği
Duyurular ve yeniliklerden haberdar olmak için e-bültenime kayıt olun.
Whatsapp
Instagram