Biyoçeşitlilik Danışmanlığı, Sürdürülebilir bir gelecek ve sorunsuz operasyonel süreçler için profesyonel biyoçeşitlilik danışmanlığı hizmetlerimizle yanınızdayız. Projelerinizin ekosistem üzerindeki etkilerini ulusal ve uluslararası mevzuatlara tam uyumlu şekilde analiz ediyor, ekolojik riskleri minimize eden stratejik eylem planları geliştiriyoruz. Uzman kadromuzla, yatırım süreçlerinizin biyolojik çeşitlilik standartlarına (IFC, EBRD, ÇED) uygunluğunu garanti altına alırken, doğayla uyumlu büyümenize rehberlik ediyoruz.
Biyoçeşitlilik danışmanlığı sayesinde kuruluşların, çevresiyle olan etkileşimlerini anlamasına,bu etkileşim yöntemlerinin daha iyi bir forma dönüştürmelerine destek olmak adına yapılan oldukça kapsamlı ve bilimsel temellere dayanarak oluşturulan hizmet temellerinin bütünüdür.Biyoçeşitlilik danışmanlığı yaklaşımımız, ulusal ve uluslararası kabul gören ekolojik prensipler çerçevesindeki çevre standartları ile paraleldir.Kuruluşların sürdürülebilir karar almasına rehberlik eden, çevresel riskleri azaltan ve uzun vadede kuruluşun aldığı kararların dayanıklılığını destekleyen ekolojik bilgiler sunma noktasında çeşitli sektörler ile işbirliği yapmaktayız.
Koruma altında olan ve önceliklendirilmiş türlerin incelenmesi, temek habitat değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkisi ve bu etkinin sebep olduğu risk değerlendirmeleri,ekosistem hizmetlerinin incelenmesi ve uzun vadede kuruluşa ait daha çevreci ekolojik yöntemleri takip etmekteyiz.Doğrulanabilir ve savunulabilir sonuçlar elde etmek için, coğrafi analiz,uzaktan algılama ve ekolojik modelleme stratejileri uygulanmalıdır.Uygun olduğu takdirde ölçülebilir ekolojik iyileştirmeyi sağlamak amacıyla, doğa tabanlı çözümler ve biyoçeşitlilik net kazanç stratejileri de dahil edilir.
Biyoçeşitlilik danışmanlarımız, hem fizibilite hem de planlamanın ilk aşamasından,izleme ve raporlamanın sonuna kadar olan süreçte müşterilerimize destek vermektedir.Bu aşamalarda yer alan karmaşık ekolojik veriler, çevre izinleri, mevzuata uygunluk ve sürdürülebilirlik raporlama aşamalarında destek olmaktadır.
Biyoçeşitlilik, en küçük mikroorganizmalardan en büyük hayvan ve bitkilere kadar dünya üzerindeki yaşam çeşitliliğini ifade eder. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nde ise bu kavram "tüm kaynaklardan gelen canlı organizmalar arasındaki değişkenlik" olarak tanımlanır
İklim değişikliği beraberinde sadece küresel ısınmaya sebep olmaya kalmayıp onun yanında yeryüzünde mevcut düzende var olan biyolojik çeşitliliği de yok etme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu hassas dengenin bozulması, doğal yaşamın sürdürülebilirliğini etkilemesinin yanında toplumların ekonomik ve sosyal statüleri üzerinde de olumsuz etkiler yaratmıştır.
Birincil önceliği çevresel korumayı sağlamak olan sürdürülebilirlik yaklaşımı ayrıca biyolojik çeşitliliğin koruması, ekosistem hizmetlerinin eksiksiz ve olağan düzende devam etmesinin sağlanması, toplumsal statünün korunması ve hedeflenen ekonomik büyümenin gerçekleşmesi konusunda fayda sağlamaktadır.
Bu benzersiz çeşitlilik, gezegenimizi benzersiz kılan temel ekosistem hizmetlerini sağlar.Bu temel ekosistem hizmetleri;
Biyoçeşitlilik miktarında meydana gelen azalma, var olan türlerin yok olma riski ile karşı karşıya kalmamıza sebep olmuştur.Bunlara sebep olan etkenlerin en başında iklim değişikliği ve küresel ısınma gelmektedir.Küresel ısınmaya bağlı sıcaklık artışları, kuraklık,kontrolsüz hava olayları gibi etkenler ile ekosistemlerin mevcut düzenini bozarak, türlerin yaşam alanlarını tehdit eder ve dolaylı olarak üreme döngüleri üzerinde de olumsuz etkiye sebep olur.
Türlerin yaşam alanlarını tehdit eden bir başka unsur da, ormanların tahribatı ve şehirleşme kapsamında doğal alanların yıkımıdır.Meydana gelen yıkım ile, türlerin yaşam alanları daralır ve göç yolakları kesilir bu da türlerin popülasyonuna direkt etki ederek ekosistemlerin kırılgan hale gelmesine direkt olarak sebep olur.
Hava,toprak ve su kaynaklarına zarar veren her türlü kirlilik de ekosistemleri etkileyen unsurlardandır.Ağır metaller,kimyasal atıklar gibi kirliliğe sebep olan etmenler biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etki yapmasının yanında biyokimyasal döngülerin de bozulmasına neden olur.Kontrolsüz avlanma hem deniz hem kara ekosistemlerinde var olan doğal dengenin bozulmasına sebep olur.
İklim krizinin artması ile birlikte, kontrolsüz bir seviyede azalmaya başlayan biyoçeşitliliğinin korunması için sürdürülebilirlik olgusu artık bir seçenek olmaktan uzaklaşıp, doğanın ve insanlığın geleceğini korumak için bir zorunluluk haline gelmiştir[2].Sürdürülebilirliğin Biyoçeşitlilik Üzerindeki Etkisi
Sürdürülebilirlik, doğal kaynakların kullanımını sınırlayarak uzun vadede ekosistemlerin çeşitliliğini ve doğal döngüsünü korumaya yardımcı olarak ekosistemlerin güçlü kalmasına aracılık eder.Tür zenginliği korunmış ve dayanıklı ekosistemler, temel ekolojik hizmetlerin kusursuz işlemesine sebep olur ve bu sayede beşeri bir müdaheleye gerek kalmadan sistemin sürdürülebilir kalkınmasını destekler.
Ekosistem içerisinde var olan habitatların korunması, toprak verimliliğini koruyup mahsul dayanıklılığını arttırarak sürdürülebilir bir tarım anlayışı geliştirilirken;deniz biyoçeşitliliğin korunması ise sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri için büyük önem arz ederek deniz ekosistemlerinin istikrarını sağlar.
İklim değişikliğinin etkilerinin hafifletilmesi ve dengenin sürdürülebilmesi amacıyla orman biyoçeşitliliğinin korunması gerekli karbon tutulumunun sağlanmasına yardımcı olur.Sürdürülebilir yaşam politikalarını benimsemek ve hayata entegre etmek, sadece çevreyi korumak ile sınırlı kalmayıp, daha dirençli ekosistemlerin var olmasına da katkı sağlar.
Hedeflenen proje alanları ve o çevredeki arazilerde yer alan türlerin varlığı,bolluğu ve dağılımının belgelenmesi amacıyla flora ve fauna envanter çalışmaları yapılmaktadır.Bu çalışmalar, bilimsel araştırma temellerine dayanan standartlaşmış metodolojilerin kullanılması sonucunda bitki türleri, karasal ve sucul fauna ve koruma altına alınması gereken türler detaylı olarak analiz edilir.Türlerin analizi kapsamında yapılan saha çalışmaları mevsimsel olup gerekirse habitata yönelik özel gereksinimler dikkate alınarak coğrafi haritalama ve veri analizi yapılır.Elde edilen veriler sonucunda, arazinin kullanımı,koruma metodlarının oluşturulması, mevzuata ve çevreye uygunluk hakkında bilgi sağlayan ekolojik bir temel oluşturulur.
Azalan ekolojik işlevleri geri kazanmak, biyoçeşitlilik miktarını arttırmak ve uzun vadede dayanıklı bir ekosistem direnci oluşumunu desteklemek amacıyla özel olarak tasarlanan habitat ve rehabilitasyon planları geliştirmekteyiz.Bahsedilen planlar kapsamında her alana özgü spesifik hedefler, yerli türlerin seçimi, mevcut istilacı türlerin kontrolü ve habitat yapısının iyileştirilmesi gerçekleştirilir.Doğrulanabilir ve uyarlanabilir yöntemlerin oluşturulabilmesi bakımından uygulama zaman çizelgesi,performans göstergesi ve izleme çerçeveleri tanımlanır.Bu kapsam dahilinde bozulmuş habitatların iyileştirilmesine rehberlik edilerek, doğa dostu sonuçlar hedeflenir.
Ekosistemde yer alan yerli olmayan türlerin sebep olduğu biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerin önlenmesi, kontrol altına alınması ve hatta azaltılmasını sağlamak için kapsamlı istilacı tür yönetimi ve izleme hizmet danışmanlığı sunuyoruz.Bu danışmanlık kapsamında, erken tespit araştırmaları, risk değerlendirmeleri ve öncelikli istilacı türlerin belirlenmesi öncelikli hedef olarak seçilir. Yapılan tespit ve izleme çalışmalarının ardından, gerekli olduğu koşullarda mekanik uzaklaştırma, biyolojik kontrolün sağlanması ve uygulama kimyasallarının seçilmesi gibi stratejiler geliştirilir.Süreç boyunca devam eden izlemenin sağlanması, uygulanan metodun etkinliğinin değerlendirilmesi, yeniden istila durumlarıyla karşılaşmayı önlemek ve uyarlanabilir stratejileri desteklemek adına bir dizi fayda sağlar.
